7.17.2007
Aziz ve sıddık kardeşlerim ve fedakâr ve sadık arkadaşlarım!
Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn. Kastamonu Lahikası, 84
"Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâsenizi (üç aylarınızı) tebrik ediyoruz."
Bazı hikmet ehli âlimler üç aylar hakkında şu yorumları getirmişlerdir: Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir. Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah'a yakınlık) ayıdır. Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır. Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır. Recep Ayının Fazileti Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya "sağır ay" denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır. Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü'minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü'min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır. İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi'rac gibi tecellilerle şereflendirildi.
Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir.
Hadis-i Şerifler
-"Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)
-
Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “Allahım! Receb'i ve Şâban'ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan'a ulaştır” buyururlardı. (2) ("Allahumme barik lena fi recebe ve şa'ban ve belliğna ramazan")
• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]
• Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]
-Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]
• İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur. (Müslim)
• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)
• Receb’in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan. [Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye]
• Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî]
• Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi onu mağfiret et” derler. [Ebû Muhammed]
-“Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.” [Taberani]
-“Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.” [Ebu Davud]
-“Receb ayında Allah’a çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.” [Deylemi]
-“Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.” [Gunye]
-“Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.” [Miftah-ül-cenne]
• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî)
• Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır: “Kâbe’yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, “Sen kimsin, durumun ne böyle?” dedim. O kimse dedi ki: “Adım Menazil... Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, “Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar” dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, “Bu aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip şerrinden korunmak için, Allahü teâlâdan yardım dileyeceğim” dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye giderek, “Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!” diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, “Baba bedduasına uğramış kişi” derdi.” Hz. Hüseyin, “Baban bu hâline ne dedi?” buyurdu. O genç, “Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.” diyor. Hz. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb’de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor.
Receb ayı orucu
Ashab'tan Mucibetü'l-Bahiliyle Radıyallahu Anh'dan: babası veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve gitti. Bir sene sonra kılık ve kıyafeti değişmiş olduğu halde peygamberimizin yanına geldi, ve:-“Ya Resulallah ! beni tamadınız mı?” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:- “Sen kimsin?” Diye sordu:- “Geçen sene huzurunuza gelen Bahili'yim” dedi.- “Neden bu kadar değiştin? Halbuki kılık kıyafetin düzgündü” dedi.- “Ya Resulullah! Senden ayrıldığım günden beri yemek yemedim; yalnız geceleri yedim.” Cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem:- “Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır ayında (Ramazan) tamamıyla, diğer ayların her birinden birer gün oruç tut” buyurdu.- “Ya Resulullah, günün sayısını artır. Zira bundan fazla tutmağa gücüm yeter” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:-“O halde her aydan ikişer gün oruç tut” dedi.-“Biraz daha arttır ya Resulullah” dedi.-“Her aydan üç gün” dedi.-“Daha artır ya Resulullah” deyince,-“Recep, Zilka’de, Zilhicce, Muharrem aylarında üçer gün oruç tut, kalan günlerde iftar et.” Emrini üç defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti. Onları yumdu sonra bıraktı. (11)Bilindiği gibi haram ayları, "Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb" aylarıdır.Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler. (6) Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir. Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara “Tutma” denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.
Resuhullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorarlar:“Ya Resulullah Recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye gücüm yetmez.- O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın. Böyle ettiğinde ayın tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zira, yapılan iyilikler on misli sevap getirir". (10)
Hz. Ali'nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:
“Allahım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.
Allahım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.
Allahım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.
Allahım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.
Allahım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü'min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”
Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:
“Allahım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.
Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.
Allahım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim
Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. Allahım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.
Allahım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe'l-Âlemin!”
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
-“Recep Allah'ın ayıdır; Şaban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır". Recep ayının niçin Allah'ın ayı olduğu sorulduğunda:
-"Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah-ü Teala, Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah-ü Teala bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından korumuştur. Birkimse, recep ayını oruçlu geçirirse, Alla-ü Teala üç şeyi onun için gerekli kılar. Şöyle ki:-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.-Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan da onu emin kılar.”;
Recep Ayı NamazıRecep ayı içinde otuz rekat namaz kılınır. Bu otuz rekatın on rekatı Recep ayının ilk on günü içinde kılınır. İkinci on rekatı da ikinci on günü içinde kılınır. Üçüncü on rekatı da üçüncü on günü içinde kılınır. Her rekatta fatiha okunduktan sonra üç kere ihlas suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç kere de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekatlar bu şekilde okunarak tamamlanır. Bu namazın kılınma zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir. Belli bir vakti yoktur. (12)
(1). Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler, Nesil Yayınları
(2). Camiü's-Sağîr, 2:90; Râmuzu'l-Ehâdis, 532.
(3). Şualar, s. 416.
(4). Abdülkadir Geylânî, Üç Aylar ve Faziletleri. Haz: Mustafa Güner.
(5). Ebû Dâvud, Savm: 54.
(6). İhya, 1:237; Zâdü'I-Meâd, 2:64.
(7). Mecmûatü'l-Ahzâ b, 1:599.
(8). Muhammed Yusuf, Üç Aylar İbadet Rehberi, Ekmel Yayımcılık
(9). Buhari, Savm; Müslim, Sıyam 179,1157;Ebu Davud, Savm 55, 2430
(10). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani
(11). Riyazü’s-Salihin
(12). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani
10.12.2006
Hazine Buldum! :)
Bir kimse mü'min kardeşine darılmaz kırılmazsa. Söylediklerine incinmeyip onu affederse. Kafirlerle savaşta 3 kılıç eskitip. Şehid olan kişi kadar sevap alırmış.
Yaşanmış bir hikaye :
Konya'da cömertliği ile tanınan bir Hasan Ağa varmış. Çoook zenginmiş. Sürekli insanlara yardım eder. Kazanlarla yemek dağıtırmış. Her hafta alimleri toplar dersler yaptırırmış evinde. Bir gün bu derslerdeb birine bir adam gelmiş aniden. İzin falan istememiş. Nur yüzlü bir insanmış ama bakışları çok ürperticiymiş. Bakmış gitmiş. Ertesi hafta yine gelmiş. Bu sefer ben size ders yapacağım demiş. O kadar güzel bir Kur'an dersi yapmışki hepsi bayılmışlar. Ertesi hafta yine gelmiş yine dinlemişler. Alimler Hasan ağa bu hocamız bizede gelsin her hafta birimizde yapalım demiş. Kabul etmişler. Bu yeni hoca bütün alimlere gitmiş. En sonunda haftayada bende yapacağız hepinizi bekliyorum demiş. Hasan ağa hoca giderken boynuna sarılmış hoşçakal demiş. Ders günü gelmiş. Gidiyorlarmış gidiyorlarmış yol bitmiyormuş. Birkaç kişi bu yolun biteceği yok biz dönüyoruz demişler. Kalanlar yola devam etmiş. En sonunda kırık dökük bir mezarlığa gelmişler. Kalanlarda aa biz buraya girmeyiz böyle yermi olur demiş geri dönmüşler. Hasan ağa kırık dökük kapıdan girmiş. Girmesiyle birden müthiş güzel bir sarayda bulmuş kendini. Ortada bir sofra birbirinden lezzetli yemekler. Hoca gelmiş. Hoşgeldin Hasan ağa demiş buyur sofraya. Hasan ağa buraya bayılmış. Düşünmeye başlamış. Benim evim ne kadar kötü burasının yanında. izin istesemde ben burda bekçilik filan yapsam. Aradada bu hocadan istifade ederim demiş kendi kendine. Hoca sormuş. Hayırdır Hasan ağa ne düşünüyorsun. Oda utana sıkıla söylemiş derdini. Hoca gülmüş. Hasan ağa burası senin zaten demiş. Cennetteki mekanın. Ben senin ruhunu bana sarıldığında hemencecik alıverdim demiş. Arkadaşlarında cenazeyi taşıyorlardı. Seni gömüp gittiler.
Hasan ağa cömertliğiyle şehitlik mertebesine erişti. Şehitler öldüklerini bilmezlermiş. Rabbim öldüğünü bilmeyenlerden eylesin inşallah.
10.06.2006
Cumanız Mübarek Olsun
10.05.2006
Bu aralar içimi kemiren canımı çok sıkan bir şey yaşıyorum. Dillendirmek istemiyorum. Eğer dillendirirsem hiç olmayacakmış gibi geliyor. Kötüde düşünmek istemiyorum. Pozitif düşünüp pozitif gelişmesini istiyorum. Sadece bu yazıyı okuyanlardan bu sıkıntımın hayırlı bir şekilde çözümü ve son bulması için dua istiyorum.
10.04.2006
İsteklerim var hemde çok:
- Eyüp Sultan'da bir gece sahur yapmak sonrasında sabah namazını kılmak
- Sultanahmette iftar sonrasında Akşam, Yatsı ve Teravih namazlarını kılmak
- İstanbuldaki sahabi ve evliya mezarlarını ziyaret etmek dua etmek
- Hatim indirmek
- Özellikle yetim ve öksüzlere yardım dağıtmak
- Kabe'de namaz kılmak dua etmek (yakın gelecekte mümkün değil inşallah ilerde olur)
- Daha az uyumak daha çok okumak
- Huşu içinde namaz kılmak
- Daha çok insanı misafir etmek
- Miskinlikten tembellikten kurtulmak
- Dua edebilmek
- Güler yüzlü olmak
- Sinirlenmemek
- vs vs vs vs vs vs vs
Kabe'de ve Medine'de sabah namazlarını STV'den seyrediyorum. Namazları kıldıran imamlar tekbir getiriyor ellerini birleştirmeden üstünü başını düzeltiyor. Rukuya secdeye gidiyor kalkıyor üstünü başını düzeltiyor. Namaz boyunca sürekli bu hareketleri yapıyor. İmam Gazali de namaz kılarken çok fazla hareket edilmemesi gerekmedikçe üst baş düzeltilmemesi gerektiğini okudum. Peki bu imamlar neden böyle yapıyor. Benim bilmediğim yada gözden kaçırdığım birşeymi var. Evdekilerle sürekli tartışıyoruz. Neden böyle yapıyorlar acaba diye.
9.26.2006
9.22.2006
Cuma Gününün Fazileti
"Cuma günü daha önceki kitap ehlinede verilmişti. Fakat onlar, onu kabul edip etmeme konusunda ihtilaf edince, o gün kendilerinden alındı. Ondan sonra bize verildi ve bizim için bayram günü yapıldı."
"Cuma günü veya gecesinde ölen müminlere şehid sevabı verilir ve bunlar kabir fitnesinden korunurlar."
Ka'b El Ahbar şöyle demiştir:"Allah Teala, şehirlerden Mekke'yi, aylardan Ramazan ayını, günlerden Cuma'yı, gecelerden de Kadir'i üstün kılmıştır."
Hayırlı cumalar ve hayırlı ramazanlar.
Kaynak: İmam Gazali, İhya'u Ulumid'din, İbadetler, Cuma Namazı, s 297-298
“Vay o namaz kılanlara ki namazlarından sehv ederler.” (Maun,4) ayeti şu anlamlarda tefsir edilmiştir:
Namazdan sehv etmek, onda huşu duymamaktır.
Fikir dağınıklığı yüzünden kaç rek’at kıldığını şaşırmaktır.
Namazı unutup vaktini kaçırmaktır.
Namazı önemsememektir. Bu sebeple de, onu vaktinde kılmanın sevincini, vaktinden çıkarıp kazaya bırakmanın üzüntüsünü duymamak ve ne birinci halin sevabını, ne de ikinci halin vebalini önemli bulmamaktır.
Namazın hatırını saymayıp onunla telifi yakışık almayan ancak namaz kılmayanlara yakışan kötülükleri ve günahları işlemektir. Çünkü, Allah Teala, “Namaz aşırılıkları ve çirkin şeyleri nehyeder.” Buyurmuştur. Bunları yapmak ise namazı dinlememek ve onu saymamaktır.
Farz namazlardaki eksiklikler sünnet olan namazlarla telafi edilir.
Allah Resulu (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde ilk sorulan amel namazdır. Şayet onun farz kısmında eksiklik görülürse, Allah Teala meleklere : ‘Kulumun sünnet namazları varsa, eksikliğini onlarla tamamlayın.’ diye emreder.” (Sünen sahipleri, Hakim) Bu da Allah Teala’nın bir lütuf ve merhametidir. O, kulunu batırmak için değil, kurtarmak için bahane arar.
Kaynak: İmam Gazali, İhya'u Ulumid'din, İbadetler, Namazın Sırları ve Önemli Meseleleri, s 289-290
Bu misaldeki kuşlar, zihne takılan gailelerdir. Ağaç ise o gaileleri doğuran mal, mevki, ev ve barktır. Sineklerin tasallutundan kurtulmanın çaresi de, onları davet eden ve üreten pis maddeyi ortadan kaldırmaktır. Sivrisinekler çoğalıncai onlarla baş etmenin yolu da bataklığı kurutmaktır.
Kaynak: İmam Gazali, İhya'u Ulumid'din, İbadetler, Namazın Sırları ve Önemli Meseleleri, s 278
9.21.2006
9.20.2006
9.19.2006
Tanımıyorum.
Bilmiyorum.
Allah rahmet eylesin.
Ramazana erişemedi.
Bir tuhaf oldum.
Ölüm gelecek.
Ben hazır değilim daha.
Bunuda bile bile öyle boş işlerle neden hala uğraşıyorum.
Bunuda bilmiyorum.
Kendimi bazen çok iki yüzlü hissediyorum.
Herşeyim var.
Elhamdülillah.
Sağlıklıyım.
Peki niye bu şükürsüzlük.
Peki niye bu nankörlük.
Evliyaların velilerin hayatlarını anlatan cdleri seyrettikçe daha çok mahçuplanıp utanıyorum.
Birde onlarla ilgili kitapları okuyorum.
Onlar gibi olmak istiyorum.
Ama kendimi terkedemiyorum.
Nefsimi terk edemiyorum.
İradem çok zayıf.
Hemen yoruluyorum.
Yorulduğumda hadi kalk diyecek birini istiyorum.
9.13.2006
9.11.2006
İbrahim Havvas Hz.
Mekke'de doğan islamın nuru bir çığ gibi büyüyordu. Bu sadece kılıçla elde edilen bir zafer değil. Gönüllere Hakkın damgasını vuran bir futuhat. İslam zengin insan sevgisi, hoşgörüsü ve adaletiyle insanları hak dinine çağırıyor. Gönülleri fethediyor. Bizans kılıç gücüyle ordularıyla bu iman gücünü durdurmaya çalışıyor. Hakk'a karşı kılıç, adalete karşı zulüm, insanlığa karşı vahşetle mukabele ediyor ama Hz.Muhammed'in çağrısı Bizans sarayında bile insanların kalbine işlemiştir.
Bizans hükümdarının kızı kendi kendine Hakk'ı buldu. Bu dünya boşuna yaratılmadı. Bu güzellikleri yaratan doğurmaz doğrulamaz diyerekten müslüman oldu. Rüyasında İbrahim Havvas Hz. ni gördü. Kendisine yardıma çağırdı. Müslüman olduğu için gördüğü türlü işkencelerden bitap düştü. Yakılmak üzere iken İbrahim Havvas Hz. yardımına geldi. Fakat prenses o gelince son nefesini verdi. Prensesin en büyük özelliği cömert olmasıydı. Eline ne geçse fakirlere yetimlere dağıtırdı. Bu cömertliğide kendisine imanı nasip etti.
Allah cömerttir cömertleri sever.
İmanın hakikati Allah'ü Tealadan başkasına güvenmemektir. Herşeyi O'ndan bilmek ve O'ndan beklemektir.
Hakiki müminin (sıddık) anlama kabiliyetinde (firaset) yanlışlık olmaz.
Rabbim hayırlara çıkarsın
Kendimi sürekli ikilemler içinde buluyorum. Hangisini seçmeliyim karar veremiyorum. Allah'ım sen kararlarımı benim yerime ver. Ben bunu beceremiyorum. En hayırlısını en doğrusunu sen bilirsin.
Güzel insanlardan güzel ortamlardan koptum bir süredir. Oralarda huzur buluyordum. Acilen yeniden buluşmam lazım. Bu günahlarla örülü dünyada Allah diyen insanlar etrafımda olmayınca durum felakete dönüşüyor. Kayma ihtimali artıyor. Tekrar hayırlı insanlarla buluşmalıyım.
Ramazan geliyor. Recep ve Şaban pek bereketli geçmedi. İnşallah Ramazan'da temizlenebilirim.
9.08.2006
Beraat Kandilimiz Mübarek Olsun
Dün gecem malesef benim açımdan çok bereketli geçmedi. Şehir dışından misafirimiz vardı. Kendileride pek inançlı insanlar değildi ve ben onlara hiçbirşey anlatamamanın ezikliği pişmanlığı içindeyim. Rabbim hidayet nasip etsin. Gece 12:00 gibi birşeyler yapma fırsatı bulabildim. İnşallah kabul olmuştur. İnşallah günahlarım bağışlanmıştır. Rabbimden fazla birşey isteyemedim. Utandım. Hangi yüzle hangi kullukla isteyebilirim ki. O en doğrusunu bilip verir inşallah.
Belediyenin Arapça kursuna kayıt oldum. İnşallah muvaffak olurum. Öğrenebilirim. Tamamen olmasada Kur'an-ı Kerim'den bazı kelimeleri okurken anlıyor olmak güzel olur inşallah. Osmanlıca ve Arapça arasında kararsız kaldım. Evime yakın olanı tercih ettim bende. Osmanlıcayıda Arapçayı hallettikten sonra öğrenirim artık. Allah ömür verirse.
Cumamız mübarek ve bereketli olsun.
8.28.2006
Mehmet Emin Tokadi Hz.
Mekke'de İmam-ı Rabbani Hz.'nin oğlunun talebesine (Ahmet Yekdes Cüryani Hz.) talebe olmuştur. 3 sene sonunda hocası artık İstanbul'a gitmesini istemiştir. Kendisinden son bir arzusunun olup olmadığını sormuştur. Mehmet Emin Tokadi Hz.'de hocasından dua istemiştir:
"Benim vefatımdan sonra kabrime gelip bir fatiha okuyanın vücudu cehennem ateşinde yanmasın."
Bu dua isteği karşısında hocasına şu hadiseyi hatırlatmıştır :
"Birgün Resulallah Efendimiz (s.a.v.) 'in yanına Cebrail (a.s.) gelir. 'Ya Resulallah Ebu bekir'in (r.a.) 1 saatlik ibadeti 70 senelik ibadet hükmüne geçer' dedi. Resulallah Efendimiz (s.a.v.) hemen Ebu bekir (r.a.) Efendimizi çağırdı. Geldiklerinde 'Evde ne yapıyordun?' diye sordu. Ebu Bekir Sıddık (r.a.) şöyle cevap verdi. 'Ey Allah'ın Rasulu. Hatırıma şöyle şu gelmişti. Hakk Teala cenntei ve cehennemi yarattı. Her ikisinide dolduracağını takdir etti. Ya Resul Allah bende evde Hakk Teala'dan vücudumu cehennemi dolduracak kadar büyük yapmasını diledim.'"
Hocası kendisine şunları söyledi :" Vasiyet etki vefatından sonra kabrini kolay bulunacak bir yere yapmasınlar. Virane bir yere defnetsinler. Kimse bilmesin. Ancak, nasibi olanlar gelip bulsun, dua etsinler.
- Yaptığımız herşeyi mutlaka yazan var.
- İyilikte mükafat, kötülükte hazan var.
- Ham insanlar küf kokar, çünkü onların kalpleri kararmış, paslanmıştır. Merhamet buz tutmuştur onlarda. Ham insan kalpte kırar, haramda işler.
- Öyle iyi bir insan olki, kimse senin yüzünden cehenneme gitmesin.
- Hiçbir kimseye suizan etme, hiçbir kimseyi kendinden aşağı görme, insanlara tevazu ile yaklaş.
- Hakikaten ölüm musibetlerin en büyüklerindendir. Ölümden nasip ibret almaktır. İbret alıp onu nasihat kabul ederek işlek bir yol olduğunu ondan hiç kimsenin kurtulamayacağını bilen ve o yola evliyanın sevgilerini kazanarak hazırlanan kimseye ne mutlu. Ondan ibret almayana ne yazık.
- Bize gelen musibet ve sıkıntıların Allah'ın takdiriyle olduğunu bilelim.
- Bu dünyanın esası mihnet ve sıkıntı üzerine kurulmuştur. Sıkıntının ise sabretmekten başka ilacı, katlanmaktan başka kurtuluşu yoktur. Şu üç sabır çok sevgilidir. Bunlar; taatte, Hakk'a kullukta, günah işlemekte, bela ve mihnet altında sabırdır.
- Bütün mesele yolcu olduğumuzu unutmamaktır. Tuli emel felakettir. Yani, ölümü unutmak, tevbe istiğfarı unutmak felakettir. Bir kimse tevbe istiğfar yapmıyorsa kalbi katı demektir. Tuli emel sahibi demektir.
- Allah Teala iki korkuyu bir kulunda cem etmez. Hadis-i Kutsi'de "Dünyada benden korkan, ahirette korkmasın. Dünyada benden korkmayan, ahirette benden çok korksun." buyuruyor.
- Korkmak sevginin alametidir. Seven korkar. Sevmeyen korkmaz. Onun için Allah sevgisini Allah korkusunu Allah nasip etsin. Nasibe hazırlıklı olmak lazım. Kibirli olanı Allah Teala sevmez. Allah Teala sevmediklerini muvaffak etmez.
Güllerin Efendisi (s.a.v.)

İbn-i Ömer ve Sehl ibn-i Sa’d (radıyallâhu anhümâ) hazretleri, Efendiler Efendisi’nin şöyle buyurduğunu naklederler:
Nasıl istersen öyle yaşa, fakat bil ki, bir gün mutlaka öleceksin.Kimi seversen sev ama unutma ki, bir gün ondan ayrılacaksın.Dilediğin gibi davran, lâkin şu da her zaman hatırında olsun ki, her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin.
Hâkim, Müstedrek, 4/360; Taberânî, Mu’cemu’l-Evsad, 4/306; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 2/252
Rabbim her anımızı şuurluca yaşamayı nasip etsin.
Her yaptığımız hareketten her söylediğimiz sözden hesaba çekileceğimizi unutturmasın.
Rabbim hepimizi rızasına ulaştırsın.
8.25.2006
Arayı arayı bulsam izini....

Bu sıralar büyük evliyaların hayatlarını anlatan filmlere takmış durumdayım. Şimdilik iki tanesini seyrettim. Bence çok başarılı. Etkileyici. Dört tarafımızı günahın çirkinliğin sardığı şu dönemde insana manevi bir destek oluyor. Kendine gelmeni sağlıyor. Seyrederken aldığım kısa kısa notları burayada aktarıp hem paylaşmak hemde kendime bir arşiv oluşturmak istedim. İnşaAllah istifade eden çok olur.
İlk seyrettiğim film Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.'nindi.
- Hasankale'de 1703 yılında doğdu. Siirt'de (Tillo) 1780 yılında vefat etmiştir. Küçük yaşta hocası İsmail Fakirullah Hz.'nin yanında eğitime başladı. Hem dini hem akli ilimleri öğrenmek için sürekli okudu. Tek arzusu yazmak ve insanlığa birşeyler bırakmaktı. Fakat yazmak için hazır olduğu anı beklemesi gerekiyordu. En büyük zevki dağlarda dolaşmak ve teffekkür etmekti.
- Hocası İsmail Fakirullah Hz.'dir.
- Eserleri :
Marifetname : Akli ve nakli ilimleri ihtiva ediyor.
İrfaniye : Arapça, Farsça, Türkçe olarak yazdı. İrfanı ve irfan sahiplerini anlatıyor.
İnsaniye : Arapça, Farsça ve Türkçe olarak yazdı. Talim ve tasavvuf kitabıdır.
Birçok şiir yazmıştır.
- Sabır. Tevekkül. Kanaat.
- Allah'u Teala'dan gelen herşeye katlanmak gerekir.
- Ey göz nedir uyku/Gel uyan gecelerde/Alemin tümüne bakda bu hikmetleri seyret/Gecenin yaratıcısını bul ve O'na hayran ol.
- Okumak hoştur.
- Ara! Kendini bul!
- Sırrın yolu Allah aşkıdır.
- Ayrılmak olmasaydı, kavuşmak olmazdı.
- Ölüm, zorlu bir imtihan.
- Gönül gaflet uykusundan uyanırsa sevgilisini bulur.
- Acılar imtihandır. Sabırlı ol!
- Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.
- Hakikatin katibi ol.
- Hızlı giden çabuk yorulur.
- Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler.
- Yanmadan olunmaz/Olmadan bulunmaz.
- Her canı fanidir. Baki olan Allah'tır.
- Allah güzeldir, güzeli sever.
- Nefis eşkiyadır. Akıl şifadır. Akıl kainat kitabını okur.
- Himmeti dünya olanın kısmeti şehvettir.
- Maksadı ahiret olanın kısmeti cennettir.
İkinci film Hayat Bin Kays El-Harrani Hz. idi.
Evliyanın büyüklerinden olan Hayat bin Kays El-Harrani Hz. ömrünün 50 senesini Harran'da geçirmiştir. Türbesi, bugün Urfa'nın Harran ilçesinde ve ziyarete açık bulunmaktadır. Harrani Hz.'nin 1985 yılında vefat eylemesinden 2 sene sonra, Kudüs Sultan Selahaddin Eyyubi tarafından fethedildi. Harrani Hz. vefatından sonrada kerametleri görülen 4 büyük veliden birisidir.
Benim seyrettiğim bölümde Selahhaddin Eyyubiyi öldürmek için görevlendirilen Hristiyan bir askerin Hayat Bin Kays'ın dergahında bir süre zaman geçirmesi ve suikastı gerçekleştirememesini ölürken kelimei şehadet getirerek müslüman olmasını anlatıyordu. Hayat bin Kays hz.'nin birçok kerametinden bahsediliyordu. Hindistandaki bir adadan Harrana yürüyerek gelinmesi. Dağ deniz demeden ve kısa sürede. Evli bir kadına bakan bir işçiye yanında olmadığı halde tokat atması. Hastaları Allah'ın izniyle iyileştirmesi. Cami yapılırken kıblenin yerini yanlış inşaa edip doğru olduğunu iddia eden kişiye Kabe'yi göstererek doğru yeri göstermesi. Kuraklıktan kavrulan Harranda yağmur duasına çıkarak dua edilmesi ve yağmurun yağması. Suikast için gelen askerin niyetini anlayıp onu imana davet etmesi gibi birçok kerameti vardı.
- Namaz vakti gelince kılmak istemeyen son nefesinde kelimei şehadet getiremez.
- Dua etmeyen arzusuna kavuşamaz.
- Kılıç ordusu kadar dua ordusuda gereklidir.
- Öfke şeytandandır.
- Bu dünyaya her gelen göçmek için gelir.
- Dünya sevgisi kötülüklerin başıdır.
- İyilerin arasında olan, ne niyetle olursa olsun, iyilerin hatırına kurtulur.
